Anayasa paketi Venedik'le uyumlu

Türkiye'de her gün yargı ile ilgili düzenlemeler tartışılıyor. Son zamanların en çok tartışılan konusu Türk yargısı. Anayasa değişiklikleri ile birlikte "yargısal gerilim" de ülkenin tansiyonunu yükseltiyor. Hemen herkes Anayasa Mahkemesinin vereceği kararı dört gözle bekliyor Yargı ile ilgili bir düzenleme yapılacağı zaman artık en önemli kriterlerden birisi de Avrupa Konseyinin Venedik Komisyonunun görüşleri ve ilkeleri oldu. Venedik Komisyonu Genel Sekreteri, Alman Hukukçu Thomas Markert'le, parlamentoda kabul edilen ve şu anda Anayasa Mahke-mesi'nin önünde olan anayasa değişikliği paketinde yer alan düzenlemeleri konuştuk. Mar-kertın tarafsız bir hukukçu olarak yaptığı değerlendirmeler bir kez daha gösterdi ki, Türkiye'de yargı ile ilgili düzenlemeler hukuksal açıdan değil, salt ideolojik perspektiften değerlendiriliyor...

Babalar iş başı yaptı şiddet azaldı

Yıl 1980 New York sokaklarında tek kişinin ismi geçiyor. John Gotti Gambino suç ailesinin patronu. Resmi olmayan ünü, yarattığı suç imparatorluğunun eseri olan Gotti New York'a korku salan beş mafya ailesinden biri olan Gambino Ailesi'nin 1986'dan 1992'ye kadar liderliğini yaptı.

Bilinen diğer isimleri The Dapper Don veya The Teflon Don idi. Gerek açık ve sert konuşmalarıyla düzene meydan okuması, gerekse gösterişli hayat tarzı sürmesi ve Federal Hükümetin kensine karşı açtığı davalardan beraat etmesiyle ün kazandı. "The Teflon Don" lakabı, Brooklyn Federal Mahkemesinde görülen kendisine karşı açılmış bu davalardan beraat etmesi dolayı basın tarafından yakıştırılmıştır. Bu tavırları John Gotti'yi ölümünden sonra büyük bir efsane haline getirdi. Gotti'nin ölümünden sonra mafya dünyasında da işler değişmeye başldı. Geleneksel yöntemleri bir kenera bırakmasalar da yeni dünyalar mafya ailelerinin de gündeminden kaçmadı.

Tarihte yer alan pek çok mafya ikonu, büyük isimlerine rağmen ölümden kaçamadı. Geride kalıp geleneksel yöntemlerden vazgeçmeyenler ise ya güvenli barınaklarda saklanıyor ya da hapishanelerde yaşamlarını sürdürmek zorunda. Bu şaşanın yaşandığı dönemde 5 ailenin adı öne çıkıyordu. Bonanno, Colombo, Gambino, Genovese ve Lucchese bu aileler hala varlıklarını devam ettiriyor ve hala para kazanıyorlar.

FAVORİ SEKTÖR İNŞAAT

FBI’ın organize suçlar biriminden Michael Gaeta ekonomilerle ile birlikte bu adamları yön değiştirdiğini dile getiriyor. New York Daily News’ta yer alan haberde Gaeta kendi ataklarına karşı ailelerin yeni yöntemler geliştirdiklerine değiniyor. 20’inci yüz yıl mafyası illegal kumar oynatma ve gasp gibi geleneksel yöntemlerle kasasını dolduruyordu. 21'inci yüz yılda işler değişti ve uzun vadeli yatırımlar önem kazanmaya başladı. Bunlardan en çok tercih edileni inşaat sektörü oldu. Şirketler organize suçlarla bağlantılı hale gelmekten kaçamadı. Bronx’ta yapılan su arıtma tesisi ve Dünya Ticaret Merkezi’nin sitesi bunların en iyi örnekleri olarak ortaya çıktı.

WALL STREET'E YAKIN TAKİP

Bu beş aile günümüz çete savaşları yerine volatil piyasalarında da ayakta kalmaya çalışıyor. Lucchese ailesi Wall Street’te patlayan mortgage kredileri ve hedge fonlar için yatırım yaparak hatrı sayılır kazançlar elde etti. Aile üyeleri konut sektöründe yaşanan çalkantı sonrasında avantajlı hale geldi. İnşaat şirketleri ile ilişkiler devam ederken Genovese ailesi de Westchester Country evlerinin inşaatında boy gösterdi.

ŞİDDET AZALDI

Son dönemde mafya ile ilgili olarak yaşanan iyi gelişme ise ekonomiden kazanılan para sayesinde şiddet olaylarının azalmış olması. 1980’lerde sokaklar savaş alanına dönerken son dönemde gasp ve yaralama olayları düşüş gösterdi. 1985’in aralık ayında Gambino ailesinin patronu Paul Castellano Manhattan’da bir restoranda toplum içinde silah bulundurmaktan suçlandığında büyük ses getirmişti. 2000’lere gelindiğinde ise durum yavaş yavaş değişti.

2002 yılında FBI kayıtlarına göre 50 milyar dolar ile 90 milyar dolar aarasında yıllık gelir sağlayan organize suç aktiviteleri Wall Streete girerek kendisine yeni bir mecra yaratmış oldu. Artık görünmekten korkmayan ve oldukları gibi oraya çıkan mafya aileleri daha akıllıca adımlar atarak iş dünyasında büyümeyi hedefledi diyen FBI görevlisi Gaita, John Gotti’den beri çok şeyin değiştiğinin altını çizdi.

Vatikan skandala doymuyor

Perugia Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamına Napoli Başpiskoposu Kardinal Ctascenzio Sepe’de “rüşvet” iddiasıyla dahil edildi.

Sepe, Napoli Başpiskoposluğu öncesi beş yıl süreyle, Vatikan‘ın 9 milyar Euro’luk gayrimenkul organizasyonunu yürüten kurumun başkanlığını yapıyordu.

Başpisikopos iddiaları reddederken basına yaptığı açıklamada soruşturma sürecine yardım edeceğini söyledi.

Bir Napolili, “Umarım söylenenler doğru değildir ve çok başarılı yönettiği Napoli’deki görevine devam eder.” şeklinde konuştu.

Bir İtalyan ise “Yargıya güveniyoruz fakat aynı zamanda kardinalin dürüstüğünede güveniyoruz” dedi.

Birsüre önce İtalya Sivil Savunma Genel Müdürü Guido Bertolaso kiraladığı evin parasını hükümete inşaat yapan bir firmaya ödetmek suçundan tutuklanmıştı.

Bertaloso verdiği ifadede Kardinal Sepe’nin söz konusu evi kiralama sürecinde yardım ettiğini iddia etmişti.

Almanyalı Bakan'dan Gazze yasağına tepki

Westerwelle, yaptığı yazılı açıklamada, Bakan Niebel'e Gazze Şeridine girmesine izin verilmemesinden üzüntü duyduğunu belirterek, Alman hükümetinin hedefinin, Gazze Şeridine yönelik ablukanın tümüyle kaldırılması olduğunu, bunun sadece Almanya'nın değil, diğer AB ülkelerinin de isteği olduğunu ifade etti.

Westerwelle, bu konunun son AB dışişleri bakanları toplantısında da ele alındığını kaydetti.
 

İsrail'de Hakan Fidan endişesi

İsrail savunma kurumları ve bilhassa da, Türk Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile ilişkilerini sürdüren Mossad’ın dış ilişkiler bölümü Hakan Fidan’ın teşkilatın başına getirilmesi ve bu atamanın Türk-İsrail ve İran ilişkilerine dönük yansımaları konusunda endişeleniyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sırdaşı olan 42 yaşındaki Hakan Fidan 10 gün önce, İsrail’de Mossad ve Şin Bet gibi iki örgüt tarafından gerçekleştirilen fonksiyonları tek bir bünyede barındıran ve gerek iç güvenlik gerekse de dış istihbarat toplama bağlamında elinde geniş yetkiler bulunduran MİT’in başına getirildi.
 

Gemiden denize mi atıldılar?

Mavi Marmara gemisinden birinin çok yakınından alınan bilgiler şöyle:

İsrail'in kaptan köşküne girmek için cam şeklinde bomba kullandığı ve o esnada etrafa et parçalarının dağıldığı bildiriliyor. İsrailli askerlerin gördükleri aktivistlerin kimliklerini almak istediği, direnenlere karşı silah kullandığı belirtildi.

Haberin Devamı >>>